NEVRUZ BAYRAMI 21 mart 2002
Konuşmayı sesli dinlemek için tıklayınız...
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Çelik.
Grubu bulunmayan milletvekilleri arasından, bağımsız İçel Milletvekili Sayın Ali Güngör'ün bir tek müracaatı var.
Buyurun Sayın Güngör.
Süreniz 5 dakikadır; riayet etmenizi rica ediyorum.

ALİ GÜNGÖR (İçel) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün insanlarımızın "nevruz" bazılarımızın da "nevroz" dedikleri bir bayramı idrak ediyoruz.
Türk dünyasının birçok bölgesinde yıllardır kutlanarak kültürümüzün kaynaştırıcı ve birleştirici bir özelliği haline dönüşen nevruza, Türkiye'mizde, maalesef başka anlamlar yüklenerek, ayrıştırıcı bir misyon yüklenmek istenmektedir. Bu sebeple, ülkemizde son yıllarda nevruz, özellikle, bazı bölgelerimizin sahiplenme gayreti içerisinde kutlanmakta, güvenlik güçlerimizin büyük gayretlerine rağmen, acı ve üzüntü verici, düşündürücü olaylara sebebiyet vermektedir. Bu olaylardan birisi de, bugün, maalesef, Mersinimizde yaşanmış, nevruz adına Mersin'de başlatılan olaylara tedbir amacıyla Ankara'dan takviye olarak gönderilen polislerimizden 2'si şehit olmuş, 1'isi de yaralanmıştır. Burada, öncelikle şehit olan bu 2 polisimizin ailelerine ve polis camiasına başsağlığı ve şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum; mekânları, muhakkak ki cennettir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu vesileyle, bazı hususların altını çizmek istiyorum. Bugün, biraz sonra, Avrupa Birliğine uyum yasaları çerçevesinde, Dernekler Kanununda yapılacak bazı değişiklikleri görüşeceğiz. Burada yapılacak değişikliklerle, artık, Türkiye Cumhuriyeti ülkesi üzerinde ırk, din, mezhep, kültür veya dil farklılığına dayanan azınlıklar bulunduğunu ileri süren dernekler kurulabilecek. Yine, burada yapılan değişikliklerle, Türk Dilinden ve kültürümüzden ayrı dil ve kültürleri korumak amacıyla dernekler kurulmasına imkân tanınacak. Yakın zaman sonrasında, Kürtçe TV ve radyo yayınlarına izin veren kanun tasarıları da Meclisimizin gündemine taşınacak. Malumunuz olduğu üzere, bu değişikliklere mâni teşkil eden Anayasa maddeleri değişikliği, geçen zaman içerisinde yapıldı.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Büyük Atatürk ve arkadaşları, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, milletin birliği esası üzerine kurmuştur. Bu birlikteliğin temelinde, dinde, dilde, tarihte ve kültürde ortaklık olarak işaret edilmiştir. Milletimizin dini İslamdır; dili, tarihi ve kültürü Türk'tür. Türk deyince, siyasîlerimizin ve aydınlarımızın bir kısmı, hemen, Anadolu'da Kürt, Çerkez vesaire gibi başka alt kimliklerin de bulunduğunu ifade etmektedirler. En safiyane duygu ve düşünceyi dile getirenlerin büyük çoğunluğu da bu konular üzerinde görüş belirtirken, Türk, Kürt, Çerkez, vesaire diye başlayarak, Türk'ün de bir alt kimlik gibi gösterilmesine yol açmaktadırlar.
Bu ifadelerden cesaret alan Avrupa Birliği, Türkiye'de bir milletin varlığını değil, değişik etnik grupların bulunduğunu varsaymakta; bu etnik gruplara her türlü ekonomik, kültürel, siyasî ve medenî hakların verilmesini dayatmakta; maalesef, ülkeyi yönetenlerimize de kabul ettirilmektedir. Halbuki, Türk ismini, Büyük Atatürk, birleştirici bir üst kimlik olarak ortaya koymuştur. Yani, Türk, bir etnik grubun değil, milletin adıdır. Anadolu'da harman olan Türkmen, Kazak, Kırgız, Özbek, Tatar, Kürt; bütün bu grupları birleştiren üst kimliğin adıdır. Onun içindir ki, Büyük Atatürk de "ne mutlu Türk olana" dememiş "Ne mutlu Türküm diyene" demiştir. (MHP, ANAP ve DYP sıralarından alkışlar)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; insanları bir arada tutan şey, barışı huzuru temin eden şey, insanlar ve gruplar arasındaki müştereklerin çokluğudur. İnsanlar ve gruplar arasında, muhakkak ki, farklılıklar da vardır. Ülkeyi yönetenlerin, aydınların ve önderlerin üzerine düşen görev ve sorumluluk, huzur için, barış için, ayrılıkları azaltmak, müşterekleri çoğaltmaktır.
Nevruz vesilesiyle, ülkeyi yönetenlere ve kendisini Türk saymayan Kürt aydınlara seslenmek istiyorum: Ayrılıkları artıracak, müşterekleri azaltacak talepleri devam ettirmeyin; bu talepleri karşılayacak kanun değişikliklerine ve uygulamalara yol açmayın. Bunun doğuracağı muhakkak olan acı sonuçlardan Türkiye'de yaşayan herkes etkilenir. İnsanların, kadınlarımızın, Ankara gibi bir yerde dahi semt pazarlarına giremediği, Sakarya Caddesine geçemediği günler çok geride değildir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sürenizi aşmayınız; lütfen, son cümlenizi alayım.
ALİ GÜNGÖR (Devamla) - Sayın Başkan, bitiriyorum.
Türkiye'nin her yerinde iç içe yaşayan insanların birlikte yaşamalarını zorlaştıracak, ayrılıkları artıran uygulama ve talepler sonucunda, bilinmelidir ki, nihaî noktada halkımızın huzuru bozulur. İşe halk karıştıktan sonra, biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti yeniden kurulmak zorunda kalır.
Herkes, bu vesileyle, aklını başına toplamalıdır diyorum, Yüce Heyetinize saygılar sunuyorum. (MHP, ANAP ve DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Güngör.