PİŞMANLIK YASASI -1 26 ağustos 1999
Konuşmayı sesli dinlemek için tıklayınız.
ALİ GÜNGÖR (İçel) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamuoyunda Pişmanlık Yasası olarak bilinen bir kanun tasarısını altıncı defa yasalaştırmak üzere görüşmelere başlamış bulunuyoruz.
Bu kanunun niçin çıkarılmak istendiğini anlamak bakımından, gerekçesini ve madde gerekçelerini dikkatlice incelemeye çalıştım. Daha önceki tarihlerde getiriliş gerekçelerini de dikkatlice okudum. Şu ana kadar gruplarımız adına yapılan konuşmaları ve Sayın Bakanın izahlarını da dinlemiş bulunuyorum.
Gördüm ki, 1985'ten bugüne, bu kanunun her getirilişinde, gerekçeler, aynı cümleler, aynı kelimelerle ortaya konulmuş ve bugün de yine aynı cümleler, aynı kelimelerle kurulmuş olarak Meclisimize getirilmiş bulunuyor. Bir tesadüf müdür, yoksa bilerek bir araya getirilmiş bir konuyla mı karşı karşıyayız onu da düşünmeden edemedim.
Bu kanundan hemen önce, bir başka kanunu Meclis olarak çıkarmış bulunuyoruz. Bu kanunla, suçlulara, suçlularla mücadele eden, teröristlerle mücadele eden kamu görevlilerinin, emniyet kuvvetleri mensuplarının, görevleri esnasında yapmış oldukları kötü muamelelerden dolayı, işkenceden dolayı, yapmış oldukları işkenceyle ilgili suçlardan dolayı cezalarını artırdık. Muhakkak ki, işkence, bir insanlık suçudur; bu kanunu takdirle karşılıyorum. Ancak, hemen onun arkasından, bugün, teröristlerin, canilerin, belli şartları yerine getirmeleri halinde salıverilecekleri hükmünü getirecek veya idama mahkûm olan bir teröristin, bir caninin cezasını dokuz yıla indirecek -bunu, İnfaz Yasasıyla da birleştirdiğimizde üç yıla- müebbet hapse mahkûm bir teröristin de cezasını altı yıla -İnfaz Yasasını dikkate aldığımızda iki yıla- indirecek bir kanunu çıkarıyoruz.
Değerli milletvekilleri, kanunun çıkarılmasının temel amacı, muhakkak ki, terörü önlemeye yönelik, terörün amacını ortadan kaldırmaya yönelik bir adım olsun diyedir, bunun için gündeme getirilmiş bulunuyor.
Türkiye'nin yaşadığı terör, bugüne kadar çok büyük boyutlarda olmuştur; arkasında, her zaman, birçok yabancı ülkenin lojistik ve bilgi desteği olmuştur. Terörü ortaya koyan örgütlerin amacı, sıradan terör örgütlerinden farklı olarak, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü parçalamak ve Türk Devletini yıkmak olmuştur.
1968'den 1980 yılına gelinceye kadar, bu terör örgütleri, değişik adlar altında, değişik stratejileri ülkemizde uygulamışlar ve çok sayıda can almışlardır. 1980'den sonrasında ise, bu terör örgütleri, bir başka ad altında ve daha da büyük boyutlarda ülkemizin gündemindeki birinci sırayı bugüne kadar işgal ede gelmiştir.
PKK adıyla faaliyet gösteren bu cinayet şebekesinin saldırıları sonucu, asker, polis, mühendis, öğretmen ve bölge halkından bebek, kadın ve yaşlı 30 binin üzerindeki insanımız hayatını kaybetmiştir; yüz binlerin üzerindeki gencimiz, hayatının baharında, kolunu, bacağını, gözünü kaybetmiştir. Ülkemiz ekonomisinde yol açtığı maddî kaybın, yirmi yıla yaklaşan zaman içerisinde, 100 milyar doların üzerinde olduğu tahmin edilmektedir.
Güvenlik güçlerimiz ve bölge insanımızın, canları pahasına sürdürdükleri uzun bir mücadelenin sonunda, yeni bir noktaya gelinmiştir. Terör örgütünü yönetenler ve bu örgüte destek veren düşman güçler, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, bu saldırılarla yıkamayacaklarını ve binlerce yıldır bir arada yaşamış, et tırnak olmuş, aynı soydan gelen ve aynı dine inanan Türk Milletini bölemeyeceklerini anlamışlardır.
Şimdi geldiğimiz noktada, bu cinayet şebekesinin başı yakalanmış ve bağımsız Türk adaleti tarafından hak ettiği cezaya çarptırılmıştır. Şimdi, hem terör örgütünü yönetenler hem de bu terör örgütüne ve onun amacına destek veren düşman güçler, yeni bir stratejinin arayışı ve hazırlığı içerisindedirler.
Türkiye için, terör ve terörist örgütlerin amacı ciddî bir tehlike olmuştur, olmaya da devam edecektir. Bu bakımdan, terör ve amacı, ülkeyi yönetenler tarafından çok ciddiye alınması gereken, önemli ve öncelikli bir konu olmak durumundadır. Böyle olunca, bir kanunun, altıncı defa getiriliyor olmasını ve hele de aynı cümlelerle, aynı kelimelerle, üzerinde hiç kafa yorulmadığı izlenimini veren aynı gerekçeyle getiriliyor olmasını, gerçekten yadırgamamak mümkün değildir. Şimdi, bu kanunun, yedinci, sekizinci, dokuzuncu defa yeniden tekrarlanmayacağını herhalde kimse söyleyemez, söyleyecek olan çıkarsa da inandırıcılığı olmaz.
Değerli milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Devletini yöneten hükümetlerin ve Meclisimizin görevi, terörü ve amacını kökünden ortadan kaldıracak tedbirleri almak olmalıdır. Bunun için getirilecek kanun tasarılarının, ciddî araştırmaların sonuçlarını içine alacak şekilde ve amaca ulaşmayı sağlayacak şekilde hazırlanmasına ihtiyaç vardır.
Hazırlanışıyla ve yasalaşmasıyla terörü ve terörün amacını ortadan kaldırmaya yönelik ciddî bir tedbire girişildiğini ve devletin bu konudaki kararlılığını ortaya koyma ihtiyacı vardır. Yine, yasaların uygulanışında aynı kararlılığı hissettiren bir yönetim anlayışına ihtiyaç vardır.
Emniyet kuvvetlerinin canları pahasına yakalayıp, savcı ve hâkimlerimizin cezaevlerine gönderdiği terörist canilere, cezaevlerinde hâkim olamadığı intibaını veren bir yönetimin, dağdaki ve şehirdeki teröriste tedbir aldığına veya alabileceğine inanmak mümkün değildir.
Yirmi yıla yakın terörle mücadele döneminde, terörist caniler, Eskişehir Cezaevine gönderilememişlerdir; değişik zamanlardaki değişik hükümetlerin adalet bakanları gönderme teşebbüsünde bulunmuş; ancak, teröristlerin, cezaevlerinde başlattığı açlık grevleri ve isyanlar sonucu teşebbüslerini geri almışlardır. Teröristlerin ortaya koyduğu gerekçeler, Eskişehir Cezaevinin yapısının insan haklarına uygun olmadığıdır. Bazı adalet bakanlarına sorulduğunda bu gerekçeye ses çıkarmamış, zımnen kabullenmiş, bazıları ise açık kalplilikle cezaevlerinde devletin hâkim olmadığını itiraf etmiştir; ama, bakanlık koltuğunda da oturmaya devam etmiştir. Ne yazıktır ki, bu Hükümet döneminde de Çankırı Valimize suikast düzenleyen terörist caniler önce Eskişehir Cezaevine konulmuşlardır. Orada başlattıkları açlık grevi sonrası ve bunlara diğer cezaevlerinde destek amacıyla başlayan isyanlar sonucu, sonradan, bu cezaevinden alınarak başka cezaevlerine nakledilmişlerdir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Güngör, toparlayın efendim.
İSMAİL AYDINLI (İstanbul) – Karagümrük çetesi de gitti, niye bir şey söylemiyorsunuz?!
ALİ GÜNGÖR (Devamla) – Değerli milletvekilleri, şimdi akla gelen soru hemen şu: Cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü bulunan teröriste iradesini kabul ettiremeyen, cezaevlerine hâkim olamayan bir hükümet, dağdaki ya da şehirdeki teröriste ve teröre nasıl hâkim olacaktır?
Çok değerli milletvekilleri, bu tasarı bir af kanunu tasarısı olarak getirilmemiştir; ancak, getirdiği hükümler itibariyle tamamıyla özel bir af yasa tasarısıdır. Dikkatlice incelendiğinde, maddelerde de görüleceği şekilde, bu, bir özel af tasarısıdır, teröristlere ve canilere yönelik bir af tasarısıdır. Bu haliyle de bu kanun tasarısı, Anayasamızın 87 nci ve 14 üncü madde hükümlerine aykırıdır. Bu sebeple, bu tasarının Hükümet tarafından, yeniden ele alınarak, terörü ve terörün amacını geldiğimiz noktada ortadan kaldırmayı hedefleyecek şekilde yeniden düzenlenmesini talep ediyor, Yüce Meclise saygılarımı sunuyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Bazı Suç Failleri Hakkında Uygulanacak Hükümlere Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının 1 inci maddesindeki ikinci ve üçüncü fıkraların madde metninden çıkarılması hususunun Genel Kurulun takdirlerine sunulmasını arz ederim.
Ali Güngör
İçel
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKANI EMİN KARAA (Kütahya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükümet önergeye katılıyor mu?
ADALET BAKANI HİKMET SAMİ TÜRK (Trabzon) – Katılmıyoruz.
BAŞKAN – Önerge sahibi olarak konuşacak mısınız?
ALİ GÜNGÖR (İçel) – Evet.
BAŞKAN – Süreniz 5 dakika efendim; buyurun.
ALİ GÜNGÖR (İçel) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan, Muhterem Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.
Kanun tasarısının bütününün, Anayasanın 87 nci ve 14 üncü maddelerine aykırı olduğuna yönelik önergem, Başkanlık tarafından, usulüne uygun olmadığı gerekçesiyle işleme konulmadı.
Ancak, kanun tasarısının 1 inci maddesindeki değişiklik önergesi vesilesiyle bu hususu, kayıtlara geçmesi bakımından, ifade etmek istiyorum.
Anayasamızın 87 nci maddesi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevlerini sıralarken aynen şöyle demektedir: "Anayasanın 14 üncü maddesindeki fiillerden dolayı hüküm giyenler hariç olmak üzere, genel ve özel af ilanına karar vermek."
Bu duruma göre, Türkiye Büyük Millet Meclisi, genel ve özel af ilanına karar verebilir; ancak, Anayasanın 14 üncü maddesindeki fiillerden dolayı hüküm giymiş olanlara yönelik genel ve özel af yetkisine sahip değildir.
Geneli üzerindeki konuşmamda da ifade ettiğim gibi, bu kanun tasarısı, bir af yasa tasarısı olarak gelmemiş olsa dahi, esas itibariyle ve içeriği itibariyle, özel bir af yasasıdır. Nitekim, kanun tasarısının 1 inci maddesinde ve değiştirilmesini teklif ettiğim fıkralarında, müebbet hapse mahkûm olan bir teröristin cezası altı yıla indirilmekte, idama mahkûm olan bir teröristin cezası da dokuz yıla indirilmektedir. Bu kanun tasarısının bu şekliyle, özel bir af yasa tasarısı olmadığını söylemek mümkün değildir.
Anayasamızın 14 üncü maddesi aynen şöyledir: "Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve cumhuriyetinin varlığını tehlikeye düşürmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, devletin bir kişi veya zümre tarafından yönetilmesini veya sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde egemenliğini sağlamak veya dil, ırk, din ve mezhep ayırımı yaratmak veya sair herhangi bir yoldan bu kavram ve görüşlere dayanan bir devlet düzenini kurmak amacıyla kullanılamazlar. Bu yasaklara aykırı hareket eden veya başkalarını bu yolda teşvik veya tahrik edenler hakkında uygulanacak müeyyideler kanunla düzenlenir."
Değerli milletvekilleri, terörist örgüt PKK ve onun mensupları, Anayasanın 14 üncü maddesinde ifadesini bulan bütün bu suçları işlemişlerdir; Anayasanın ve kanunların öngördüğü şekilde cezalarını çekmelidirler.
Değerli milletvekilleri, 1 inci maddenin birinci fıkrasında, kendiliğinden teslim olan teröristler, madde kapsamında, her türlü cezadan muaf tutulmaktadırlar. Ancak, ikinci ve üçüncü fıkralarında, halen cezaevlerinde bulunan ve hatta hüküm giymiş teröristlerin dahi, bu kanun çıktığı andan itibaren, birtakım şartları yerine getirdikleri takdirde cezaları indirime tabi tutulmaktadır.
Eğer, amaç terörle mücadele ve dağdaki teröristin teslim olmasını temin etmek ise, 1 inci maddenin birinci fıkrası bu amaca yöneliktir ve yeterlidir. Suç işlemiş, cezaevlerinde halen yatmakta olan, hüküm giymiş teröristlerin affına yol açacak ikinci ve üçüncü fıkralar, terörle mücadelenin amacıyla da doğrudan doğruya çelişki halindedir. Mutlaka, bu fıkraların, terörle mücadelede amaca ulaşmak bakımından, madde metninden çıkarılmasının faydalı olacağı kanaatimi ifade etmek istiyorum, Yüce Meclise saygılarımı sunuyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
PİŞMANLIK YASASI-2
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Bazı Suç Failleri Hakkında Uygulanacak Hükümlere Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının 1 inci maddesi 5 inci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederim.
Ali Güngör (İçel)
"Yukarıdaki fıkralarda yazılı suçları işlemek için silahlı teşekkül, çete veya cemiyet teşkil edenler ile böyle bir teşekkül, çete veya cemiyeti yönetenler yahut bu teşekkül, çete ve cemiyete amirlik ve kumandayı haiz olanlar ile güvenlik güçleri mensuplarından birini veya diğer bir kimseyi öldürme ve yaralama fiiline iştirak edenler bu madde hükümlerinden yararlanamazlar."
BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKANI EMİN KARAA (Kütahya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükümet önergeye katılıyor mu?
ADALET BAKANI HİKMET SAMİ TÜRK (Trabzon) – Katılmıyoruz.
BAŞKAN - Önerge sahibi, gerekçeyi mi okutayım efendim?
ALİ GÜNGÖR (İçel) – Gerekçe okunsun efendim.
BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:
Kanundan istifade edeceklerin sınırını belirleyen bu fıkra, mevcut haliyle kanunlaştığı takdirde, yorum ve kavram karışıklıklarına yol açacaktır.
Terörist örgüt mensubu caninin silahlı teşekkül, çete veya cemiyette amirlik ve kumandayı haiz olup olmadığı ya da üst düzey yönetici olarak görev yapıp yapmadığı hususunun tespiti, hangi kriterlerle, ne derecede doğru olarak tespit edilebilir.
Bu durumun, 1974 affında olduğu gibi, Anayasanın eşitlik ilkesiyle ne derecede bağdaşıp bağdaşmadığı hususu da sanırım göz ardı edilmiştir.
Diğer taraftan, fıkra hükmünde yer alan "bizzat silah kullanarak" ifadesi, kanundan istifade edemeyecekleri çok aza indiren, nihaî noktada bir çok caniye af kapısını açan bir ibaredir.
Gruplar halinde saldırılarını gerçekleştiren cinayet şebekesi terörist örgüt mensuplarından hangilerinin bizzat silah kullandığı, kaç tanesinin mayın döşediği, kaçının gelebilecek güvenlik güçlerinin yardımını engellediğinin net olarak bilinmesi mümkün değildir.
Kaldı ki, bu fiillerin her birinin yan yana getirilmesiyle birlikte, terörist saldırıların etkinliği artmaktadır. Öldürme ya da yaralama fiilinde bizzat silah kullananın sorumluluğu ne kadar ise, güvenlik güçlerinin yardıma gelmesini engelleyenlerin, yollara ve dağlara mayın döşeyenlerin, bu harekette gözcülük ve halen muhabere görevini yürütenlerin sorumluluğu da en az diğeri kadar olmalıdır.
Bu sebeple "bizzat silah kullanarak" ifadesi yerine, fıkranın, önergede belirtildiği gibi "öldürme ve yaralama fiiline iştirak edenleri" kanundan istifade edeceklerin dışına çıkarması, daha adaletli bir yaklaşım olacaktır.
BAŞKAN – Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.