Yazılanlar...

Milliyet Gazetesi 10.12.2000

Suç seni affedende

 

MHP Milletvekili Ali Güngör, önceki geceki af görüşmelerinde kürsüye çıktı ve herkesi şaşkına döndüren şu konuşmayı yaptı: "Ecevit'in geleneğine vatan hainlerini affetmek yabancı gelen bir husus değil." Başbakanı bu ağır ifadelerle suçlayan Güngör, kaderin garip cilvesi, yine Ecevit'in çıkardığı...

 

Radikal Gazetesi 10.12.2000

'Hain Ecevit' affetmiş

Ecevit'i af tasarısı yüzünden 'vatan hainliği' ile suçlayan MHP'li Güngör'ün, 1974 affından yararlandığı ortaya çıktı. Ali Güngör, Dr. Güçlü'yü öldürmek'ten 12 yıla mahkûm olmuştu

CANAN GEDİK
ANKARA - Başbakan Bülent Ecevit'i şartlı salıverme yasa tasarısı nedeniyle 'vatan hainliği'yle suçlayan MHP İçel milletvekili Ali Güngör'ün, Ecevit'in başbakanlığı döneminde 1974 yılında çıkarılan af yasasından yararlandığı ortaya çıktı. Dr. Necdet Güçlü'yü öldürmekten halen TBMM'-de doktorluk yapan İbrahim Doğan ile birlikte yargılanan ve 12 yıllık hapis cezası Yargıtay tarafından onaylanan Güngör, Ecevit'in çıkardığı af yasasıyla iki yıl yattıktan sonra özgürlüğüne kavuştu.

Ecevit'e borçlu
Ecevit'e sert suçlamalarda bulunan MHP'li Ali Güngör, siyasi hayatını 1974 affı ve Ecevit'e borçlu. Güngör, TBMM'de doktor olarak görev yapan İbrahim Doğan ile birlikte, 13 Nisan 1970 tarihinde Dr. Necdet Güçlü'nün öldürülmesi davasında yargılandı. 12'şer yıl hapis cezasına çarptırılan Güngör ve Doğan'ın cezaları 30 Ekim 1974' te Yargıtay kararıyla kesinleşti. Yargıtay kararının kesinleşmesi üzerine Doğan dört, Güngör ise iki yıl hapis yattı. Aynı olaya adı karışan Sağlık Bakanı Osman Durmuş ise delil bulunamadığı için yargılanmaktan kurtuldu. Ecevit'in 1974 yılında çıkardığı af yasasıyla Güngör ve Doğan cezaevinden çıktı.
Cezaevinden çıktıktan sonra ülkücü teşkilatlarla bağlantısını sürdüren Güngör, Ülkü Ocaklarının teşkilatlanmasında ve Milliyetçi Çalışma Partisi'nin (MÇP) oluşumunda aktif görevler aldı. MÇP ve MHP'nin yönetiminde de görev alan Güngör, 18 Nisan seçimleri öncesinde Devlet Bahçeli'nin de danışmanlığını yaptı. Güngör, milletvekili aday listelerinin oluşumunda da etkili oldu.
Ali Güngör ile Bahçeli'nin arası, İçel'de yapılan önseçim sırasında açıldı. Önseçimi kazanan Güngör, milletvekili seçildikten sonra Bahçeli'ye muhalefete geçti. Bahçeli ile parti yönetiminde yer alan kurmaylarını 'ülkücü çizgiden sapmakla' suçlayan Güngör, bu tepkisini af oylamasında açığa çıkardı. Hükümeti böyle bir tasarı hazırladığı için sert sözlerle eleştiren Güngör "Sayın Ecevit'in geçmişinde vatan hainlerini affetmek fazla yabancı değildir" dedi.
Güngör, MHP'den ihraç istemiyle ilgili sorulara yanıt vermekten kaçınarak, "Bu parti benim partim" demekle yetindi.

 

Hürriyet Gazetesi 10.12.2000

Suçladığı Ecevit onu da affetmişti

Başbakan Ecevit'i ‘vatan hainlerini affetmekle’ suçlayan MHP'li Ali Güngör'ün yine Ecevit'in çıkardığı 1974 affından yararlandığı anlaşıldı. Güngör, bir cinayete karışmak suçundan 12 yıl hapse mahkûm olmuştu.

TBMM kürsüsünde, af yasasını ‘tehlikeli ve çirkin’ bulduğunu açıkladıktan sonra Başbakan Bülent Ecevit'i ‘‘Vatan hainlerini affetmekle’’ suçlayıp ret oyu kullanan MHP İçel Milletvekili Ali Güngör'ün de 1974 yılında Ecevit'in çıkardığı aftan yararlandığı ortaya çıktı.

Güngör, 1980 öncesinde Dr. Mehmet Güçlü'nün öldürülmesi olayına karıştığı iddiasıyla yargılandı. 12 yıl hapis cezasına çarptırılan Güngör, aftan yararlanıp dışarı çıktı. Faruk Bildirici'nin, ‘Siluetini Sevdiğim Türkiyesi’ adlı kitabında da, Güngör'ün 1974 affıyla serbest kaldığı vurgulandı. Güngör ile aynı davada yargılanan diğer MHP'lilerin dosyaları da kapandı.

Güngör, milletvekili seçildiğinde de tartışma yaşanmıştı. Güngör'ün, Anayasa'ya göre 1 yıldan fazla mahkûmiyeti olanların aftan yararlansa bile milletvekili olamayacağına ilişkin maddesini ihlal ettiği ileri sürülmüştü. Güngör de bu iddialar üzerine durumunu doğrulamış, ‘‘Kim milletvekilliğimi düşürecekse buyursun’’ demişti.

 

BAHÇELİ'NİN ÖFKESİ

 

Önceki gece TBMM kürsüsünde Güngör'ün yaptığı konuşma hükümet sıralarına bomba gibi düştü. Milletvekilinin konuşmasında, ‘‘MHP teşkilatları ve ülkücüler bu affı içine sindiremiyor’’ dediğinde, Bahçeli'nin öfke gizli tebessümü, TBMM TV ekranlarına yansıdı. Güngör'ün, ‘‘Sayın Ecevit'in geleneğine vatan hainlerini affetmek fazla yabancı gelen bir husus değildir’’ sözlerini söylediği sırada ANAP Lideri Mesut Yılmaz, hayretler içinde oturduğu yerden geriye kaykılmış, Ecevit'in de suratı asılmıştı.

ECEVİT: MHP’NİN İÇ SORUNU

Ecevit, konuyla ilgili bir soru üzerine, ‘‘İzninizle bu konuda bir şey söylemek istemiyorum. Bu MHP'nin kendi iç sorunudur’’ dedi. Bir gazetecinin, Güngör'ün de, kendisinin Başbakanlığı sırasında çıkarılan 1974 affından yararlanarak cezaevinden çıktığını hatırlatması üzerine Ecevit, bunu yeni öğrendiğini söylemekle yetindi.

 

...ve Gerçekler

 

             ALİ GÜNGÖR denildiğinde bir kısım basınınız 1970’li yılların kargaşa ve anarşi ortamında karıştığımız bazı olayları gündeme getirmiş ,yalan yanlış ve iftira dolu cümleler ile karalama kampanyaları yürütmüştür.   

            13 Nisan 1970 tarihinde Ankara Üniversitesi’nin bütün Fakülteleri Komünist ideoloji mensupları tarafından işgal edilmiş ve bir çok Ülkücü arkadaşımız okullarda esir alınmışlardı. Bunlardan bir tanesi de A.Ü.Tıp Fakültesinde meydana gelmişti. Esir alınan arkadaşımızı kurtarmak için Fakülte Dekanı ve Ankara Emniyeti nezrinde yaptığımız girişimlerden maalesef sonuç alınamamıştır. Sonuçta Fakülte Dekanı ile yüz yüze görüşmek üzere A.Ü.Tıp Fakültesine gittiğimizde işgalci komünistlerin saldırısı ile karşılaşılmış ve çıkan olaylarda maalesef Dr.Necdet GÜÇLÜ isimli bir değerli insanımız hayatını kaybetmiştir.

            Dr.Necdet GÜÇLÜ olayların tarafı olmadığı halde çok sayıdaki tabancalardan çıkan kurşunlardan birisine hedef olmuştur. Olayda Ülkücü olarak sadece iki kişi vardır. Halbuki olay yerinde 16 ayrı tabancadan atılan mermi kovanları bulunmuştur.

            Açılan dava’da Ali GÜNGÖR ve arkadaşı Dr.Necdet Güçlü’yü öldürmekten yargılandılar. Şubat 1973 yılında dava sonuçlandı ve ALİ GÜNGÖR DR.NECDET GÜÇLܒYÜ ÖLDÜRMEK SUÇUNDAN BERAT ETTİ. İki yıl cezaevinde yattıktan sonra böylece serbest bırakıldı. Yani bazı gazetelerin yazdığı gibi 1974 affı ile, Sayın ECEVİT’in affı ile serbest bırakılmadı.

            15.02.1973 tarihli Ankara Birinci Ağır Ceza Mahkemesinin  kararı ile ALİ GÜNGÖR ruhsatsız tabanca taşıdığı için 2 yıl hapis cezasına çarptırılmış,ancak adam öldürmek suçundan beraat etmiştir.

            Serbest bırakılan ALİ GÜNGÖR yarım kalan okulu bitirmek için çalıştığı 1974 yılında Yargıtay Mahkeme Kararını bozmuş ve yargılamanın yeniden yapılması için dosyayı Mahkemeye iade etmiştir. Mahkeme bu esnada 1974 affı çıkarılmış olduğunu ve savcının iddiasının da af kapsamı içine girdiğini dikkate alarak affın sınırı içinde bulunan 12 yıl hapisle hakkımızda hüküm vermiş ve dosyayı ve davayı bütün hüküm ve sonuçları ile ortadan kaldırmıştır.

            Bilgim dahilinde bulunmayan bu gelişmeden haberdar olduğumda ,Affı kabul etmediğime ve mutlaka yargılanıp ilk Mahkemede olduğu gibi beraat etmek yönündeki taleplerime rağmen 1974 affı da kişilerin affı kabul etmeme hakkını elinden aldığından maalesef yeniden yargılama yapılamamıştır.

            Yani 1974 affı ALİ GÜNGÖR’ü cezaevinden kurtarmamış,aksine O’nun ilk muhakemede olduğu gibi nihai mahkemede de kesin olarak beraat etme hakkını elinden almıştır.

Bugün aradan tam 33 yıl geçmiş bulunuyor. 3 yıl devam ettiktin sonra verilen ilk Mahkeme Kararı mı doğru,af kapsamına girdiği için tek celsede gıyabımızda verilen ikinci karar mı doğru,yada bütün Mahkeme Kararları hep gerçeğin ifadesi mi ?

            Şurası muhakkak ki, Gerçek Adaleti yakalamak bakımından hiçbir şartta taraf olmayacak ,mutlaka ve mutlaka adaleti arayacak şekilde yetiştirilmiş emniyet ve yargı elemanlarına ihtiyaç var. Yine Adaleti tam ve zamanında gerçekleştirecek şekilde işleyecek bir yargı sistemine ihtiyaç var. Bütün bunlar için de mutlaka yargı reformuna ihtiyaç var.

            Söz konusu olayı maalesef baştan sona yaşayan biri olarak ,avukatsız yargılandığım ve hiçbir şekilde affı da,indirimi de kabul etmeyeceğimi ifade ettiğim Mahkemede de söylediğim gibi,Dr. Necdet Güçlü’nün öldürülmesi ile en küçük bir ilişkimin bulunmadığını ben biliyorum,Yüce Allah biliyor ve olayın içinde bulunan herkes biliyor.